Mutlak etik doğrular vardır

Etik canlıdan canlıya değişen subjektif bir durumdur. Mutlak etik doğrular olabileceği önermesi etiğin kendisine terstir.

Yanlış Yön Safsatası

Etik ve ahlakı, dolayısıyla değer ve değer yargılarını karıştırarak yanlış bir yöne saptınız. Etik, nesnel bir şekilde ahlaki kavramları çözümlemeye çalışır ve subjektif değildir. Değerler nesnel ve mutlaktır. Sizin karşı çıktığınız ise kişiden kişiye, toplumdan topluma değişen değer yargılarıdır ve bunu etik olarak düşünüp subjektiftir damgasını vurmuşsunuz.

İslam filozofları gerçek manada felsefe yapamamaktadır

Tanrının varlığını sorgulamaya başladıklarından itibaren islam felsefesinden çıkmış olurlar

Alakasız Sonuç Safsatası

İslam felsefesi, İslam'ın felsefesi değildir. Ahmet Cevizci'nin kitabında dediği gibi "İslam felsefesine Müslümanlar dışında katkıda bulunanlar olduğu ve sadece Arap dilinde ifade edilmediği için, İslam felsefesini İslam kültüründen doğmuş ve İslami coğrafya üzerinde bulunan yerlerde ifade edilmiş olan düşünce geleneği olarak çok genel bir biçimde, bir bütün hâlinde tanımlayabiliriz." Tanrı'nın varlığını sorgulayınca İslam felsefesinden çıkma gibi saçma bir durum yoktur. Böyle olsaydı İslam felsefesi içi boş bir felsefe olurdu.

Düşünüyorum, o halde varım.

Varlık kişi temelli değildir. Mutlaktır.

Alakasız Sonuç Safsatası

Varlığı kişi temelinde ele almasının zorunluluğu, şüpheye yer bırakmamaktan kaynaklanıyor. Zaten bu yargıdan sonra Tanrı'yı ve dış dünyayı da "düşünen ben" temelinde kanıtlıyor. Varlığın mutlaklığıyla ilgili bir karşı çıkış alakasızdır.